tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat
  • tarlasera
  • Dosya
  • Türkiye’de kırmızı ette kırılma noktasının ekonomi politiği

25.03.2026

Türkiye’de kırmızı ette kırılma noktasının ekonomi politiği

Türkiye’de kırmızı ette kırılma noktasının ekonomi politiği

Türkiye’de kırmızı et piyasası, geçici dalgalanmaların ötesinde derin bir ekonomi politik kırılma yaşıyor. İthalat odaklı politikaların yerli üretimi zayıflattığı bu süreçte, kırmızı et temel bir gıda olmaktan çıkarak “lüks” niteliği kazanıyor. Artan maliyetler ve gelir adaletsizliğiyle derinleşen kriz, protein erişimini artık doğrudan bir sosyal politika meselesine dönüştürüyor. 

Prof. Dr. Havva Tunç

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

Kırmızı et hem temel besin maddesi hem de siyasal iktisat açısından stratejik tarımsal bir üründür. Fiyatlardaki artış, yalnızca tüketici refahını değil gelir dağılımını, gıda güvenliğini ve sosyal politika alanlarını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle kırmızı et piyasasında yaşanan gelişmeler, klasik arz-talep analizinin ötesinde, ekonomi politik çerçevede değerlendirilmelidir.

Bu çalışma, kırmızı et piyasasındaki gelişmeleri ekonomi politik açıdan ele almakta olup üretim, fiyat, ithalat ve tüketim dinamiklerini bütüncül bir yaklaşımla analiz etmektedir. Çalışmanın temel bulgusu, kırmızı et piyasasında yaşanan sorunun geçici piyasa dalgalanmalarından ziyade, tarım ve hayvancılık politikalarından kaynaklanmaktadır.

Türkiye’deki kırmızı et piyasası, artan üretim maliyetleri, ithalata dayalı politika tercihleri ve arz yetersizliği nedeniyle, kırılgan bir görünüm sergilemektedir. 2010’lu yıllardan itibaren uygulanan ithalat odaklı müdahaleler, kısa vadede fiyat artışlarını sınırlamayı hedeflese de uzun vadede yerli üretimi zayıflatarak sektördeki yapısal sorunları derinleştirmiştir.

Kırılganlığın ekonomik ve politik sonuçları olacak

Yaklaşık 10 yıldır, Türkiye’nin kırmızı et üretimi yerine ithalata yönelmesini bir “kırılma” olarak tanımlarsam sanırım yanlış olmaz. 2026 itibarıyla gelinen noktada, kırılma derinleşmiş, kalıcı ve yapısal bir soruna dönüşmüştür. 2020–2026 döneminde kırmızı et fiyatlarının tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaşmasıyla bu kırılganlığın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve politik sonuçları olacaktır.

Türkiye’de kırmızı et üretimi, küçük ve orta ölçekli işletmelere dayalı parçalı bir yapı sergilemektedir. Yem maliyetlerinin yüksekliği, meraların etkin kullanılamaması ve girdi fiyatlarının döviz kuruna duyarlılığı, üreticinin rekabet edebilirliğinin sınırlı olması ve piyasa koşullarına terk edilmesinin yanı sıra sektöre müdahale ve korumanın yetersiz olması üreticinin sektörden çekilmesine yol açmaktadır.

Son beş yıl itibarıyla (2020– 2024), Türkiye’de kırmızı et üretimi, toplam arz ve tüketimi Tablo 1’de gösterilmektedir. TÜİK verileri 2024 yılı itibarıyla kırmızı et üretiminde çift haneli bir düşüşe işaret etmektedir. Bu gerileme, arz açığını derinleştirerek fiyat artışlarını beslemiştir. Üretim cephesindeki bu zayıflama, piyasa mekanizmasının değil, uzun süredir ihmal edilen yapısal tarım politikalarının sonucudur.

TABLO 1. TÜRKİYE KIRMIZI ET VERİLERİ (2020–2025)

Yıl            

Toplam üretim (bin ton)

İthalat (bin ton)

Toplam tüketim (bin ton)

Kişi başı tüketim (kg)

Ortalama kıyma fiyatı (TL/kg)

Asgari ücret (TL/ay)

Asgari ücretle alınabilen kıyma (kg/ay)

Ücretlerin GSYH payı (%)

2020

1.341

5

1.347

16,1

     38

  2.324

      61,2

   36,2

2022

1.573

2

1.575

18,5

   110

  5.500

      50,0

   34,5

2023

1.671

37

1.707

20,0

   250

11.402

      45,6

   32,8

2024

1.483

81

1.564

18,3

   420

17.002

      40,5

   31,9

2025*

1.640

50

1.690

19,7

   550

23.000

      41,8

   31,5

* 2025: TEPGE üretim–ithalat tahminleri, TÜİK nüfus projeksiyonu, piyasa ortalama kıyma fiyatı.

Arz artarken tüketim düştü

2020–2025 döneminde toplam kırmızı et tüketimi görece yatay seyrederken, kıyma fiyatı katlanarak artmıştır. Aynı dönemde asgari ücret nominal olarak artsa da asgari ücretle satın alınabilen kıyma miktarı sürekli azalmıştır. Bu bulgu, kırmızı ette yaşanan krizin arzdan ziyade bölüşüm ve gelir yapısı kaynaklı olduğunu göstermektedir. Ücretlerin GSYH içindeki payındaki düşüş ile asgari protein kaynağı olan kıyma arasındaki kopuş, gıda enflasyonunun sosyal refah üzerindeki asimetrik etkisini ortaya koymaktadır.

2022–2023 arasında üretimde artış olsa da 2024’te düşüşe geçmesi, üretim yapısındaki kırılganlığı göstermektedir. İthal et miktarı 2020’lerde görece düşükken 2023–2025’te artış eğilimi göstermiş, bu da arzı destekleme stratejisi olarak değerlendirilmelidir. Toplam arz artarken, özellikle 2024’te kişi başına tüketim düşmüş olup 2025’te olası küçük bir artış tahmini, piyasadaki kısa vadeli uyum çabalarını yansıtmaktadır.

Kırmızı et lüks gıda niteliği kazandı

2025–2026 döneminde kırmızı et fiyatları nominal ve reel olarak tarihsel zirvelere ulaşmıştır. Kıyma fiyatlarının kilogram başına 800–900 lira bandına yükselmesi, kırmızı eti geniş halk kesimleri için erişilemez hâle getirmiştir. Bu süreçte kırmızı et, temel tüketim malı olmaktan çıkarak gelir esnekliği yüksek bir “lüks gıda” niteliği kazanmıştır. Düşük ve orta gelirli haneler, protein ihtiyacını ikame ürünlerle karşılamaya yönelmiş ve bu durum beslenme kalitesi ve gıda güvenliği tartışmalarını gündeme getirmiştir.

2020–2022 döneminde ücretlerin milli gelirden aldığı payın keskin biçimde gerilediği, buna karşılık kırmızı et fiyat endeksinin hızla yükseldiği görülmektedir. Bu durum, gıda fiyatları ile gelir politikaları arasındaki yapısal uyumsuzluğu açık biçimde ortaya koymaktadır.

kirmizi-et-fiyat.jpeg

İthalat üreticinin sektörden çekilmesine neden oldu

2026 itibarıyla Türkiye’de kırmızı et piyasasında yaşanan gelişmeler, 2010’lu yıllarda başlayan kırılmanın derinleştiğini göstermektedir. Sorunun temel kaynağı üretim odaklı olmayıp, ithalat merkezli politika tercihlerinin yanı sıra yüksek girdi maliyetleri karşısında korunmayan üreticidir. Keza tarım ve hayvancılığın stratejik bir sektör olarak ele alınmamasıdır. Bu bağlamda kırmızı et, piyasa başarısızlığının ötesinde, kamusal müdahale gerektiren bir sosyal politika alanı olarak değerlendirilmelidir.

Türkiye’de kırmızı et piyasasına yönelik temel politika aracı ithalat olmuştur. Canlı hayvan ve karkas et ithalatı, fiyatları kısa vadede baskılamayı amaçlasa da yerli üreticinin maliyet yapısını bozarak sektörden çekilmesine yol açmıştır. 2026 yılına ilişkin uluslararası raporlar, Türkiye’nin kırmızı et ve canlı hayvan ithalatına devam edeceğini göstermektedir. Bu durum, ithalatın geçici bir önlem olmaktan çıkıp, kalıcı bir politika tercihi hâline geldiğini göstermektedir. Ekonomi-politik açıdan bakıldığında ithalat, fiyat sorununu çözmek yerine üretim kapasitesini zayıflatmakta, dışa bağımlılığı artırmakta, tarımsal egemenlik tartışmalarını derinleştirmektedir.

Yalnızca tarım değil, sosyal politika meselesi

Kırmızı et fiyatlarındaki artış, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal bir kırılma alanı yaratmaktadır. Gıda enflasyonu, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri daha görünür hâle getirmekte ve sosyal koruma mekanizmaları üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Kırmızı et piyasasında sürdürülebilir bir denge, ancak üretimi önceleyen, küçük üreticiyi koruyan ve ithalatı istisnai bir araç hâline getiren bütüncül bir tarım politikasıyla mümkün olabilir. Aksi hâlde kırmızı et, Türkiye’de ekonomik olduğu kadar siyasal bir kırılma alanı olmaya devam edecektir.

2020–2025 döneminde ücretlerin GSYH içindeki payı ile kırmızı et fiyat endeksi arasındaki ayrışma, emek gelirlerinin reel satın alma gücünün temel gıda fiyatları karşısında sistematik biçimde aşındığını göstermektedir. Diğer bir deyişle ücretlerin milli gelirden aldığı pay ile temel gıda fiyatları, kırmızı ette olduğu gibi, arasında kopukluk vardır. Bu durum, gıda piyasasının artık yalnızca tarım politikası değil, doğrudan gelir dağılımı ve sosyal politika meselesi olduğunu göstermektedir.


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Tanımadığınız bitkiyi telefonunuza sorun!

Tanımadığınız bitkiyi telefonunuza sorun!

Tarım arazinizde ya da doğa yürüyüşlerinde rastladığınız yabani bir bitkiyi görür görmez tanımak ister miydiniz? PlantNet isimli akıllı telefon uygulaması bu zorlu görevi yerine getirmeye aday.

Meyve bahçesinde yabancı ot mücadelesi

Meyve bahçesinde yabancı ot mücadelesi

Meyve bahçelerinde kayıplara yol açan yabancı ot türleri sayılamayacak kadar çok! Ancak bu zararlılarla mücadele yöntemleri de bir o kadar çeşitli.

Meyve ağaçlarının kabusu ökse otu

Meyve ağaçlarının kabusu ökse otu

Birçok ağaç türünde yarı parazit olarak yaşam süren ökse otu, meyve üreticilerinin baş belası olabiliyor. İşte ökse otundan kurtulmanın püf noktaları.

TMO’dan buğday, arpa ve mısır hamleleri

TMO’dan buğday, arpa ve mısır hamleleri

Hububat fiyatlarında dünya ölçeğinde yaşanan dalgalanmalar Türkiye’yi de alarm durumuna geçirdi. TMO’nun buğday, arpa ve mısır kararları piyasada istikrarı amaçlıyor.

Canavar otuyla nasıl mücadele etmeli?

Canavar otuyla nasıl mücadele etmeli?

tarlasera.com başta ayçiçeği olmak üzere birçok tarım ürününün belalısı olan orobanşa karşı önlem ve aktif mücadele yöntemlerini paylaşıyor.