tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

17.07.2021

Aşı sırası baklagillerde!

Aşı sırası baklagillerde!

Bitki beslemede kilit element olan azot, bitkiler dahil çoğu canlı tarafından doğrudan kullanılamıyor. Azotlu gübrelere en çok ihtiyaç duyan kültür bitkileri olan baklagillerde ise görev Rhizobium spp. bakterilerine düşüyor.

Ekonomik öneme sahip bitki grupları arasında büyük bir paya sahip olan baklagiller tarih boyunca olduğu gibi bugün de insan nüfusunun beslenmesinde kilit rol oynuyor. Tam bir çeşitlilik içinde altı kıtaya yayılmış olan baklagillerin içeriklerindeki yüzde 20-24’lük proteinin yanı sıra A, B ve D vitaminlerine bakıldığında bu durum hiç de şaşırtıcı değil.

Yemeklik baklagil türleri özellikle de protein içerikleriyle yalnızca insanlar değil havyanlar için de temel bir gıda kaynağı. Dünya genelinde insan beslenmesindeki bitkisel proteinlerin yüzde 22’si,   hayvan beslemesindeki proteinlerin ise yüzde 38’i yemeklik dane baklagillerden karşılanıyor.

Peki baklagillerin insanlığı beslediği kadar toprak da baklagilleri besleyebiliyor mu? Bu, topraktaki besin değerlerine ve onların zenginleştirilmesine olduğu kadar bu besinlerden ne kadar yararlanıldığına da bağlı. Tarım arazilerinde yaygın olarak rastlanan azot eksikliği, bu kritik elementin bitki tarafından protein ve vitaminlere dönüştürüldüğü düşünüldüğünde baklagiller için önemli bir sorun.

asi-sirasi-baklagillerde3.jpg

Hava ile toprak arasında kurulan köprü

Aslında atmosfer yüzde 79 oranıyla çok zengin bir azot kaynağı, ancak bitkiler bu kaynağı ihtiyaçları olduğu amonyuma dönüştürebilecek enzimlerden yoksun. Baklagil bitkileri bu atmosferik azottan Cyanobacteria veya Actinomycetes gibi nitrogenaz enzimlerine sahip bakteriler vasıtasıyla yararlanabiliyor. Tohumlara aşılanan ve bitkinin simbiyoz, yani ortak yaşam ilişkisi kurduğu bu bakteriler arasında Rhizobium spp. ve Bradyrhizobium spp. başı çekiyor.

Azota en çok baklagillerin ihtiyacı var

Türkçede Rizobiyum olarak da adlandırılan bu bakteriler baklagillerin kılcal köklerinden salgılanan fenolik flavonoidler tarafından uyarılıyor ve lipooligosakkarid salgılamaya başlıyor. Böylece bitkinin kılcal köklerinde bakteriler tarafından enfeksiyon kordonu meydana geliyor. Bu kordonun genişlemesiyle de iç bakteroidlerle dolu nodül oluşumu başlıyor. Havanın serbest azotunu bağlayan bu nodüller de bitkiyi en temel besin ihtiyacına ulaştıran birer kapı görevini görüyor.

asi-sirasi-baklagillerde2.jpg

Baklagiller kültür bitkileri arasında azotlu gübrelere en az ihtiyaç duyan ürünler. Baklagilin cinsi, türü, çeşidi, çevre koşulları ve yetiştirme yöntemlerine bağlı olarak bir vejetasyon döneminde bir dekar toprağa bağlanan azot miktarı 5-20 kg arasında değişiyor. İlk kez veya uzun aradan sonra baklagil yetiştirilecek arazilerde ya yetersiz düzeyde bulunan ya da hiç bulunmayan Rhizobium spp.’nin tohumlara aşılanmasıyla yüzde 15-25 oranlarında verim artışı sağlanıyor.

Doğru bakteri seçimi hayat kurtarıyor

Ekilecek baklagil tohumlarının mutlaka bitkinin türüne uygun bakteri suşları ile aşılanması gerekli. Bu fiğ, mercimek, bezelye ve baklada Rhizobium leguminosarum; börülce, yerfıstığı ve soyada Rhizobium japonicum; fasulyede Rhizobium phaseoli; nohutta Rhizobium ciceri; üçgülde ise Rhizobium trfioli oluyor.

Aşılamada kullanılacak bakteri türleri kadar doğru uygulama da önem taşıyor. Bunun için tohumlar şekerli veya yapıştırıcı bir solüsyon içeren su ile hafifçe ıslatılıyor, ardından 4’te 1 oranında organik topraklı bakteri kültürü ile karıştırılıyor. Bakterilerin ışıktan zarar görmemesi için bu işlemin mutlaka gölgede yapılması gerekiyor.

asi-sirasi-baklagillerde1.jpg

Fazla azot fiksasyonu engelliyor

Tohumlar aşılama işlemi tamamlandıktan sonra özellikle karakterli topraklarda, zorunlu olmamakla birlikte ince öğütülmüş kireç taşı ile 1-2 dakika hızlıca karıştırılıyor. “Pelletme” adı verilen bu işlemden sonra ekimi yapılan aşılı tohumlara herbisit, fungisit, insektisit veya diğer pestisitlerle herhangi bir uygulama yapılmıyor.

Rizobiyum ile aşılı baklagillerde nodülasyona engel oldukları için fazla nitrat ve nitritli gübrelerden de kaçınmak gerekiyor. Ekimle birlikte sadece dekara birkaç kilo saf azot düşecek şekilde gübreleme yapılıyor. Eğer fazla azot atılırsa, toprakta hazır azot bulan baklagil kökleri etkili bir nodülasyon ve fiksasyon gerçekleştiremiyor.


Yorumlar
  • kaan

    Bu bakterilerin temin edilebileceği adres de eklenirse daha güzel olur.

Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Tarımda yeni ufukları su mercimeği açacak

Tarımda yeni ufukları su mercimeği açacak

Bitki bilimi insanlığı yakın geleceğe hazırlamak için daha sürdürülebilir gıdalar geliştirmenin peşinde. Araştırmacıların bu açıdan rol model olarak önerdikleri bitki ise hem tanıdık hem yepyeni bir isim!

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Bu koyu rengin bir anlamı var!

Antioksidan özelikleriyle bilim insanlarının dikkatini çeken aronya, siyaha çalan kopkoyu mor rengini de bu yönüne borçlu. Meyve kısa bir süre önce adapte olduğu Türkiye topraklarında da üretimini hızla arttırıyor.

Kadınlar tarımda da duvarları yıkıyor

Kadınlar tarımda da duvarları yıkıyor

Hindistan’da özelleştirme ve desteklerin kaldırılmasını öngören yeni tarım yasasına karşı eylemlerde beşinci aya girildi. Tarımsal üretim ve işgücünde önemli paya sahip kadınların mücadeleye verdiği katkı ise büyük anlam taşıyor.

Sel sularına direnen domatesler geliyor

Sel sularına direnen domatesler geliyor

İklim değişikliğine paralel olarak sıklaşan sel afetlerinin etkilerine karşı dirençli domates çeşitleri geliştirmek için Mersin'de çalışma başlatıldı.

Doğaya karşı kazanmak kaybetmek demek!

Doğaya karşı kazanmak kaybetmek demek!

Üst üste yaşanan afetlerin Türkiye tarımındaki etkisini inceleyen tarlasera'ya bu ay Dijital Tarım ekinin yeni sayısı da eşlik ediyor.