tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

19.7.2019

1963’ten bugüne kalkınma planlarında tarım

1963’ten bugüne kalkınma planlarında tarım -1

Dün 11.’si kabul edilen kalkınma planları Türkiye tarımının son 55 yıldaki seyrine dair pek çok ipucu veriyor. tarlasera.com 1963’ten bu yana uygulanan planlarda tarımın izini sürüyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin on birinci kalkınma planı dün geç saatlerde TBMM’den geçti. Önümüzdeki 5 yılın ekonomik, siyasal ve sosyal alandaki yol haritası oluşturacak planda tarım da “öncelikli gelişme alanları” arasında yer alıyor.

Hem tarım hem Türkiye değişirken

İlki 1963 yılında kabul edilen kalkınma planları, ulaşılan ya da ulaşılamayan hedefleriyle Türkiye’nin son 55 yıllık dönüşümünü gözler önüne seriyor. Tarımın ülke ekonomisindeki başat rolünün giderek azaldığı bu süre içinde hem Türkiye’nin hem de dünyanın değişen yapısına uygun olarak tarım sektörü tüm planlarda kendine farklı şekillerde yer buldu.

1963: “Tarım reformu kaçınılmaz”

1963-1967 yıllarını kapsayan 1. Kalkınma Planı’ndaki değerlendirmeler ve hedefler arasında tarım tartışılmaz bir ağırlığa sahipti. Tarımın milli gelirdeki payının yüzde 42 olduğu bu dönemde bitkisel verimin halen düşük olduğu vurgulanan Birinci Plan’da “yaygın tarım”dan “yoğun tarım”a geçilmesi ana hedef olarak belirlenmişti.

1963-ten-bugune-kalkinma-planlarinda-tarim3.jpg

Tarımdaki büyüme hedefinin yüzde 25,6 olarak konulduğu 1. Plan’da tarımsal yatırımların büyük kısmının devlet tarafından yapılacağı, ancak devlet yatırımlarının özel sektörü teşvik edeceği belirtiliyordu.

1968: “Tarım hava şartlarından daha az etkilenmeli”

1968 yılında kabul edilen 2. Kalkınma Planı’nda tarımda geleneksel metotlardan uzaklaşılması ve bu alandaki fazla işgücünün tarım dışı faaliyetlere kaydırılması hedefi göze çarpıyor. Üretimdeki dalgalanmaların temel sorun olarak ele alındığı planda şu ifadeler yer alıyor: “Ekonominin tarımsal karakterden sanayinin hakim olduğu bir düzene geçerken, tarımın hava şartlarına aşırı bağlılığının azaltılması hedef olarak alınmıştır.”

1973: “Nüfusu tarımda tutmak imkansız”

Ekonomik ve sosyal krizlerle geçen 70’li yıllara damga vuran 3. Kalkınma Planı ise 1973 yılında kabul edildi. İşgücünün yüzde 65’inin çalıştığı tarımın buna karşın milli gelirin yüzde 28’ini sağladığına dikkat çekilen 3. Plan’da “Hızla artan nüfusumuzu artık tarım alanında tutma imkanı kalmamıştır” deniliyor ve tarımın gelir payının 20 yıl içinde yüzde 28’den yüzde 10’a indirilmesi gerektiği belirtiliyordu.

1979: “Tarımda eşitsizlik ve işsizlik aşılacak”

12 Eylül sonrası politikaları da belirleyecek olan ve 4. Kalkınma Planı’nda bir önceki planın yüzde 3,7’lük tarımsal büyüme hedeflerine ulaşamadığı vurgulanıyor ve 1983 yılına kadarki dönemde yüzde 5,5 büyüme hedefleniyordu. Üretim yapılmayan toprakların genişliği ve tarımda kooperatifleşme sorunlarına özel önem verilen bu planda “toprak dağılımındaki dengesizlik” ve “tarımda gizli işsizlik” gibi sosyal konulara da yer verilmesi dikkat çekici.

1963-ten-bugune-kalkinma-planlarinda-tarim2.jpg1985: “Tarımsal sulama yaygınlaştırılacak”

Üretici destekleme politikalarının ilk kez kapsamlı bir şekilde kalkınma hedeflerine dahil edildiği 5. Plan’da ise üretimin teşvik edilmesi için ucuz girdi, eğitim, teşkilatlanma ve teknolojik gelişimin ön plana alınacağı vurgulanıyordu. Tarımsal kredi uygulamalarını sistemleştirmeyi amaçlayan bu plan, “sulama” sorununa verdiği öncelikle de Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) başta olmak üzere dönemin tarımsal projelerinin izlerini taşıyor.

2. BÖLÜM: Tarımda kalkınma idealinin son 30 yılı


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Koronavirüsün panzehiri bu bitkide mi gizli?

Koronavirüsün panzehiri bu bitkide mi gizli?

Covid-19'a karşı hem aşı hem de daha etkili bir tedavinin yolları aranırken, kimi uzmanlar “pelin otu” olarak bilinen Artemisia bitkisi üzerinde duruyor.

Muzun fiyatı yollarda artıyor

Muzun fiyatı yollarda artıyor

Muz sevkiyatında ürün kayıpları yüzde 30'u buluyor. Bu da raf fiyatını arttırıyor. Üreticiler ise çözüm için kooperatifleri işaret ediyor.

Meyve sineklerinin büyük sırrı güneşmiş!

Meyve sineklerinin büyük sırrı güneşmiş!

Türkiye’de de meyve bahçelerinin korkulu rüyası olan meyve sineklerinin tarım alanların yayılırken güneşi yön bulma işareti olarak kullandıkları keşfedildi.

Domateste büyük kayıp! Şimdi ne olacak?

Domateste büyük kayıp! Şimdi ne olacak?

Bursa ve Manisa'da mildiyö hastalığı salçalık domatesi vurdu. Hem üretici hem de stokları tükenen salça fabrikaları zor durumda.

Canavar otuyla nasıl mücadele etmeli?

Canavar otuyla nasıl mücadele etmeli?

tarlasera.com başta ayçiçeği olmak üzere birçok tarım ürününün belalısı olan orobanşa karşı önlem ve aktif mücadele yöntemlerini paylaşıyor.