
Avustralya’nın arpadaki gücü, tarımda üstünlüğü belirleyen şeyin iklim değil; riski önden görebilmek, sağlam bir altyapı kurmak ve pazara hızla uyum gösterebilmek olduğunu net biçimde gösteriyor.
Avustralya’nın arpa hikayesi, ilk duyulduğunda insanın aklına yatmayan bir başarı öyküsü. Çünkü bu ülke, yağmurun az yağdığı, toprakların tuzla yorulduğu, her yıl iklimin farklı bir sürpriz yaptığı bir kıta. Yani kâğıt üzerinde arpanın başarısız “olması” gereken bir yer. Fakat tam tersine, dünya arpa pazarının en istikrarlı, en güvenilir ve en çok aranan üreticilerinden biri hâline gelmiş durumda. Peki bu nasıl oldu?
İklime meydan okuyan tahıl
Avustralya’nın arpadaki başarısı 1960’lara dayanıyor. Araştırmacılar, kurak kıtanın iklimine meydan okuyabilecek bir tahıl arıyor ve arpanın dayanıklılığını fark ediyor. Böylece o yıllarda geliştirilen ilk maltlık arpa çeşitleri, ülkeye beklenmedik bir kapı açmış oldu. Bira endüstrisi, Avustralya’dan çıkan arpaların tutturduğu kaliteyi görünce dikkat kesildi. Kimsenin ciddiye almadığı bir kıta, bir anda uluslararası bir pazarın radarına girmişti.
Lojistik kritik bir unsur oldu
Sonra sahneye başka bir güç girdi: lojistik. Avustralya, tarlalarını limanlara yakın konumlandırarak ürünü dünyanın en hızlı sevk edilebilen arpası hâline getirdi. Japonya, Çin ve Orta Doğu ülkeleri, “Avustralya’dan gelen arpa gelir, zamanında gelir, aynı kalitede gelir” diyerek tedarik zincirlerini bu ülkeye kilitledi. Bir anda, kurak topraklarda yetişen arpa, dünya devlerinin masasına girmeye başladı.
Model yapısal olarak güçlü
Ama hikayeyi asıl şaşırtıcı yapan detay, Avustralya’nın kriz anında bile tökezlememesi. 2020’de Çin, Avustralya arpasına ağır gümrük vergileri koyduğunda dünya “bu iş bitti” diye düşündü. Çünkü Çin tek başına dev bir alıcıydı. Avustralya, kaybettiği dev pazarı Orta Doğu + Güneydoğu Asya + Japonya üçgeni ile hızla telafi etti. Bu çeşitlendirme, ülkenin arpa ihracatının tek bir ülkeye bağımlı olmadığını ve modelin yapısal olarak güçlü olduğunu kanıtladı.
Bir ders niteliği taşıyan başarı
Bugün Avustralya’nın arpası, kurak bir kıtadan çıkıp dünya piyasasının ön sıralarına oturmuş bir başarı hikayesi. Doğa engel olduğunda çoğu ülke geri çekilirken, Avustralya engeli avantaja dönüştürmüş; arpayı iklimin insafına bırakmak yerine aklın, bilimin ve planlamanın masasında büyütmüş. Türkiye için bu hikâye açık bir ders taşıyor: Doğru ürünü doğru bölgede konumlandırmak, lojistik ve kaliteyi üretimin ayrılmaz parçası yapmak ve bilimle desteklenen çeşit geliştirmeye ağırlık vermek, kaderi değiştiren asıl unsurlar.