
Hayvancılık sektörü, ülkelerin üretim kapasitesi ve tarımsal verimliliği açısından stratejik bir alan. Türkiye ve Arjantin örneği, ölçek yapısı, iklim avantajı ve destek mekanizmaları bakımından iki farklı yaklaşımı karşılaştırmalı olarak ortaya koyuyor.
Hayvancılık hem Türkiye'nin hem de Arjantin'in tarımsal üretiminde temel taşlardan biri. İki ülke de zengin meralara sahip bölgeleriyle dikkat çekiyor. Türkiye'de İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgesi, Arjantin’de ise Pampas adı verilen geniş çayırlık alanlar, sığır ve küçükbaş hayvancılığı için ideal doğal ortamlar sunuyor.
Ancak Arjantin’in iklimi, özellikle sığır yetiştiriciliği açısından Türkiye’ye göre daha elverişli. Dört mevsimi belirgin yaşayan Türkiye’de kış koşulları zaman zaman hayvancılığı zorlaştırırken, Arjantin’in ılıman iklimi mera bazlı üretimi yıl boyunca sürdürebilme avantajı sunuyor.
Yetiştiricilik yapıları: Aile işletmesi vs. endüstriyel üretim
Türkiye’de hayvancılık büyük oranda küçük aile işletmelerine dayanıyor. Bu yapı, ekonomik krizlerden ve yem maliyetlerinden ciddi biçimde etkileniyor. Buna karşın Arjantin, özellikle sığır yetiştiriciliğinde daha kurumsallaşmış işletmelere sahip.
Arjantin’de ortalama bir çiftlikte 500-1000 baş sığır bulunurken, Türkiye’de bu rakam genellikle 10-50 baş aralığında. Bu fark, üretim maliyetleri ve verimlilik açısından Arjantin’in rekabet gücünü artırıyor.
Üretim verileri ve ihracat kapasitesi
2024 verilerine göre Arjantin, yılda yaklaşık 3 milyon ton sığır eti üretimiyle dünyanın en büyük ihracatçı ülkeleri arasında yer alıyor. Türkiye ise yılda ortalama 1,2 milyon ton kırmızı et üretimiyle iç tüketime odaklı bir yapıda.
Arjantin, Çin, AB ülkeleri ve Ortadoğu’ya et ihraç ederken, Türkiye hâlâ canlı hayvan ve et ithalatı yapmak durumunda kalıyor.
Devlet politikaları ve destekler
Her iki ülke de hayvancılığı destekleme politikaları uygulasa da uygulama biçimleri oldukça farklı. Türkiye’de tarım destekleme programları sıklıkla kısa vadeli ve bölgesel kriz odaklı olurken, Arjantin daha uzun vadeli, ihracat ve verimlilik odaklı stratejilere yönelmiş durumda.
Örneğin Arjantin’de genetik ıslah, yem bitkisi üretimi ve mera yönetimi üzerine kamu destekli projeler yaygınken, Türkiye’de çoğunlukla yem sübvansiyonları ve hayvan başına destek ödemeleri öne çıkıyor.
Kurumsal tecrübeler örnek alınmalı
Türkiye ve Arjantin, coğrafi uzaklıklarına rağmen benzer potansiyel ve sorunlara sahip iki ülke olarak dikkat çekiyor. Hayvancılığın geleceği; üreticinin desteklenmesi ihracat odaklı stratejilere yönelme konusunda atılacak adımlara bağlı. Türkiye, bu alanda Arjantin’in bazı kurumsal tecrübelerine bakarak kendi yolculuğunu hızlandırabilir.