tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

28.1.2016

Bir zamanlar DDT vardı

Bir zamanlar DDT vardı

Zararlı mücadelesinde kullanılan DDT, 50’li yıllardan itibaren tarımda Yeşil Devrim’in başrol oyuncularından biri olmuştu. Ancak DDT’nin faydadan çok zararı olduğu sonradan anlaşıldı.

Renksiz ve kokusuz bir kimyasal madde olan DDT ilk kez 1874 yılında sentezlendi. Yaygın kullanımına ise böcek öldürücü etkisi İsviçreli kimyager Paul Hermann Müller tarafından keşfedildikten sonra 1939’da başladı. İkinci Dünya Savaşı’nda sıtma ve tifüsün önlenmesine katkı sağlayan DDT, bu sayede Müller’e 1948 Nobel Ödülü’nü kazandırdı.

Ama DDT’nin asıl yaygınlaşması savaş sonrası başlayan Yeşil Devrim ile birlikte oldu. 50’li yıllar ile birlikte tarımsal üretimin hızlı artışında DDT ile zararlı mücadelesinde sağlanan başarının payı büyüktü.

Zararları ortaya konuluyor

DDT’nin parlak günlerinin sonu ise 1960’lı yıllarda geldi. ABD’li biyolog Rachel Carlson, Sessiz Bahar isimli çalışmasında DDT’nin yalnızca zararlı böceklere değil başta kuşlar olmak üzere doğadaki başka canlılara da zarar verdiğini ortaya koydu. Ayrıca DDT’nin dolaylı olarak insan sağlığını da etkilediği ve kanserojen etkileri olduğu tartışılmaya açıldı.

Türkiye’de 1987’de yasaklandı

Sonuçta DDT’nin faydadan çok zararı olduğu anlaşılınca tarım alanlarında kullanımını yasaklanmaya başladı. İlk olarak 1968’de Macaristan’da, 1972’de ABD ve Almanya’da, 1984’te İngiltere’de ve daha birçok ülkede yasaklandı. Türkiye’de ise DDT’nin kullanımdan kalkması 1987 yılında oldu. Ancak yasakların tamamıyla uygulanması için 2000’li yılları beklemek gerekti.

İdeali bulma yolculuğu devam ediyor

Bu süreçte bitki koruma sektörü de doğal yaşam ve insan sağlığını göz önüne alarak alternatifler üretmeye girişti. DDT deneyimi ise bir bütün olarak zararlı mücadelesinde kullanılan ürünler için bir referans oldu. Bugün de arı popülasyonunu düşürdüğü belirlenen pek çok aktif madde yasaklanıyor. Biyolojik mücadele yöntemlerinin de devreye girdiği günümüzde bitki korumada ideal olanı bulma yolculuğu hala devam ediyor.  


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

tarlasera Şubat sayısı çıktı!

tarlasera Şubat sayısı çıktı!

Hassas tarımı kapağına taşıyan tarlasera bu ay okurlarına geçtiğimiz yılın panoramasını sunan Almanak 2017’yi armağan ediyor.

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

İzmir’e özgü bitki keşfedilirken yok mu oldu?

İzmir’e özgü bitki keşfedilirken yok mu oldu?

Yeni keşfedilen ve dünyada sadece İzmir’de yetiştiği saptanan “Eferezenesi” bitkisinin sınırlı sayıdaki örneği, Temmuz ayında çıkan yangında yitirilmiş olabilir.

Bu harita domatesin sırrını ortaya dökecek

Bu harita domatesin sırrını ortaya dökecek

Meyvelerin olgunlaşma sürecinde gen haritasındaki değişimleri görüntüleyen Domates İfade Atlası, bitki ıslahçıları için pek çok sorunun yanıtını içinde taşıyor.

Kuraklık alarmı tarlalardan duyuluyor

Kuraklık alarmı tarlalardan duyuluyor

Kış mevsimi neredeyse yarılandı, ancak pek çok bölge adeta hala sonbaharı yaşıyor! Son yılların en kurak kışı tarımı nasıl etkileyecek?