tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

6.11.2017

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

uretilen-bin-tane-tuketilen-bir-tane.jpg

Son 10 yılda 5 katına çıkan nar üretimi ihtiyacın sınırlarını çoktan aştı. Pazar bulamamaktan şikayetçi üreticilerin beklentisi daha fazla tüketim ve ihracat.

Ülkenin dört bir yanına yayılan nar bahçelerinde bugünlerde hasat devam ediyor. Verim ve kalite anlamında sorun yaşanmasa da, nar üreticileri için işler pek de iyi gitmiyor. Ürününü düşük fiyatlardan satmak zorunda kalan üreticiler hem alıcı bulmakta hem de ürününü depolamakta zorlanıyor.

Kuraklığa direndi, fiyatlara yenildi!

Nar son dönemde üretimi en çok artan meyve ürünlerinin başında geliyor. Öyle ki 2001 yılında toplam 60 bin ton olan rekolte 2010’da 200 bin tonu geçerken geçtiğimiz yıl ise 465 bin tona katan yükseldi. Ancak kişi başı yılda 3,1 kg olan tüketim aynı düzeyde artmayınca narda sorunlar gün yüzüne çıkmaya başladı.

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde İzzet Özberk isimli üreticinin düşük fiyatlara tepki olarak 1200 nar ağacını testereyle kesmesi gözleri meyvede yaşanan pazar sorununa yöneltti. Özberk’in sözleri dikkat çekici: “Eskiden su yoktu. Herkes kuraklık yüzünden nar ağaçlarını kesti. Ama biz direndik. Şimdi su geldi, ama nar para etmiyor.”

uretilen-bin-tane-tuketilen-bir-tane1.jpg

Üretici “üretmemeyi” tercih etmeye başladı

Marmara bölgesinde de durum Güneydoğu’dan farklı değil. Bilecikli-İnhisarlı üretici Esat Çelikkıran’ın nar serüveni tam da meyvedeki üretim patlamasına denk geliyor. Yaklaşık 15 yıldır nar ürettiklerini söyleyen Çelikkıran narın değerini bulmadığından yakınıyor.

İnhisar’da bir diğer nar üreticisi Osman Erol ise üründe fiyatların 30-50 kuruş civarında seyrettiğine dikkat çekerek “Alıcı yok, gelenler de ürünü beğenmeyip düşük fiyata alıyor” diyor. Bölgede üreticilerin nardan vazgeçmeye başladığını söyleyen Erol “Hiç üretmesek zarar etmeyeceğiz” diye konuşuyor.

İhracat 4 yıldır yerinde sayıyor

Nardaki krize dair Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’dan da bir açıklama geldi. Narda iç tüketimin ve ihracatın arttırılması gerektiğini söyleyen Bayraktar, 2014’ten beri kişi başı yılda 0,4 kg artan tüketimin halen yetersiz olduğuna dikkat çekiyor.

Narda ihracatın son 4 yıldır yerinde sayması da soruna dair bir diğer etken. Bundan 10 yıl önce 11 milyon dolar olan ihracat geliri 2013 yılında 10 kat artarak 111 milyon dolara çıkmıştı. Ancak bu tarihten sonra Rusya pazarının da tıkanmasının etkisiyle 100 milyon dolar bandına sıkışmış durumda.


Yorumlar
  • Şerif Bozdemir

    Nar çok değerli bir meyve;tüketimin artırılması için meyve suyu veya benzer şekillerde işlenerek farklı bir tüketim biçimi sağlanabilirse belki hakettiği değeri bulabilir.

Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

FAO yenilebilir kaktüs türlerinin 21. yüzyıla damga vuracağını açıkladı. Başrolde ise Türkiye’de de yetişen ve “kaynanadili” olarak bilinen dikenli incir var.

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Zararlıları bitkiye konmadan önce tespit eden sensörler ilaç kullanımını en aza indirirken yararlı böcekler de korunmuş olacak.

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Son 10 yılda 5 katına çıkan nar üretimi ihtiyacın sınırlarını çoktan aştı. Pazar bulamayan üreticilerin beklentisi daha fazla tüketim ve ihracat.

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Tarımda çocuk işçiliği ile güvencesiz koşullarda çalışma sorunu, söz konusu kız çocukları olduğunda katlanarak artıyor.