tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

25.10.2017

Türkiye’nin buğday tarımına damga vuran bakan

turkiye-nin-bugday-tarimina-damga-vuran-bakan.jpg

Buğday üretiminin 1960’lara kadar geçirdiği zor dönemler, dünyadaki teknolojik gelişmelerin takibi ve Türkiye’ye uyarlanmasıyla aşıldı. Bunda en büyük payın sahibi ise dönemin Tarım Bakanı Bahri Dağdaş’tan başkası değildi.

Türkiye 1960’lı yıllarda 100 milyon dekar civarında buğday ekim alanına sahipti. Yani bugünkünden 30 milyon dekara yakın daha fazla alanda üretim yapılıyordu. Ancak üretimden alınan verim günümüzdeki verimin çok çok altındaydı. Gerek o dönem ekilen buğday çeşitleri gerekse tüm dünyayı açlık tehlikesiyle karşı karşıya getiren pas hastalıkları bunda etkiliydi. Bu durum, üretilen buğdayın ihtiyacı karşılayamamasına neden oluyordu.

Nobel’e buğday etkisi

Türkiye’de hal böyleyken, dünyanın farklı bir noktasında buğdaya dair ümit verici birtakım gelişmeler yaşanıyordu. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası Asya kıtasında nüfus hızla artınca, o dönem ilkel yöntemlerle yetiştirilen buğdaylar ihtiyacın giderilmesini karşılayacak miktardan çok uzak kalmıştı.

Bu dönemde Dr. Norman Borlaug, Meksika Tarım Bakanlığı ile Rockfeller Vakfı tarafından buğday üzerinde yürütülen araştırmalarda görev aldı ve yüksek verimli buğday çeşitleri geliştirmeye başladı. Meksika’nın buğday üretimini 6 kat arttırmasını sağlayan bu buğdaylar, aynı zamanda Borlaug’a da Nobel Barış Ödülü kazandırdı.

İlk denemeler 1963’te

Yeşil Devrim olarak adlandırılan bu değişim rüzgarının etkileri kısa zamanda Türkiye’de de duyulmaya başladı. Çünkü buğdayda kendine yetemeyen Türkiye’de, bu konuda atılım yapılmak isteniyordu. Ne var ki bir kesim Borlaug tarafından geliştirilen çeşitleri Türkiye’ye getirip deneme yapmak isterken, diğer kesim buna şiddetle karşı çıkıyordu. Ancak 1963 yılında ilk kez çıkarılan Tohumculuk Kanunu ile birlikte Meksika buğdayları deneme amaçlı Türkiye’ye girmeyi başardı.

turkiye-nin-bugday-tarimina-damga-vuran-bakan1.jpg

Meksikalı çeşitleri ilk deneyenler araştırma enstitüleri oldu. 1965 yılında Tarım Bakanı olarak görev yapmaya başlayan Bahri Dağdaş ise uzun uğraşları sonucu Meksika buğdaylarının daha geniş alanlarda denenmesine ön ayak oldu. Böylece buğdaylar önder üreticilerin tarlalarında da deneme amaçlı ekilmeye başladı. Her iki denemeden de başarılı sonuçlar elde edilip, çeşitlerin özellikle Türkiye’nin sahil kuşağına uygun olduğu belirlenince; daha büyük çaplı ithalat yapma kararı alındı.

Buğdayda yeterlilik dönemi

Devletin üst kademelerinde çalışan bazı yönetici ve bürokratların karşı çıkışlarına rağmen, 1967 yılında Dağdaş’ın öncülüğünde buğday çeşidi ithalatı başladı. Böylece Meksika’dan LermaRojo-64, Süper x, Mayo-64, Nadodores 63, Sonora 63, Sonora 64, Penjamo 62; ABD’den Burt, Brevor, Gaines, Wanser, Warrior, Gage, Scout, Lancer, Nugaines ve Duruchamp ve Rusya’dan da Bezostaja-1, Mirenovskaya, Odeskaya ile Harkovskaya çeşitleri getirildi.

Verim üç katına çıktı

Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz bölgesinin bir kısmında ekilmeye başlayan ithal buğdaylarla birlikte Türkiye’nin buğday verimi 1960’ların ikinci yarısında yüzde 12 artış gösterdi. Çünkü öncesinde ekilen Floransa buğdayı dekara 140-150 kg verim verirken, Meksika buğdaylarıyla 400-450 kg verime ulaşılıyordu. Bu sayede Türkiye kendi ihtiyacını karşılayabilecek kadar buğday üretmeyi başarmış oldu.

Türkiye’nin Yeşil Devrim’i

Yıllarca “tahıl ambarı” olarak anılan Anadolu toprakları, bir dönem buğdayda yaşadığı krizi teknolojik gelişmelere kulak vererek ve tarımdaki yeniliklere kapılarını açarak aşmayı başardı. Alınan olumlu sonuçlara rağmen tepkilerin dinmemesi noktasında ise, dönemin Tarım Bakanı Bahri Dağdaş’ın aldığı inisiyatif ve gösterdiği iradenin etkisi büyük oldu. Türkiye’de Yeşil Devrim’i gerçekleştirilen kişi olarak bilinen Dağdaş, bugün bile hâlâ pek çok kişi tarafından “Efsanevi Bakan” olarak nitelendiriliyor.


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

Kuraklığa karşı kaktüsler sofralara iniyor

FAO yenilebilir kaktüs türlerinin 21. yüzyıla damga vuracağını açıkladı. Başrolde ise Türkiye’de de yetişen ve “kaynanadili” olarak bilinen dikenli incir var.

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Bu teknoloji zararlı mücadelesini nokta atışına dönüştürecek

Zararlıları bitkiye konmadan önce tespit eden sensörler ilaç kullanımını en aza indirirken yararlı böcekler de korunmuş olacak.

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Üretilen bin tane, tüketilen bir tane!

Son 10 yılda 5 katına çıkan nar üretimi ihtiyacın sınırlarını çoktan aştı. Pazar bulamayan üreticilerin beklentisi daha fazla tüketim ve ihracat.

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Kız çocuklarına karşı ayrımcılık tarlada başlıyor

Tarımda çocuk işçiliği ile güvencesiz koşullarda çalışma sorunu, söz konusu kız çocukları olduğunda katlanarak artıyor.