tarlasera
tarlasera SATIN AL
Kapat

22.3.2016

Suyun kaderi tarımın ellerinde

Suyun kaderi tarımın ellerinde

Dünya Su Günü’nde suyun geleceğine dair veriler pek iç açıcı değil. Bu kaderi değiştirmek ise, dünyada suyun yüzde 70’ini kullanan tarıma ve tarımsal sulamaya bağlı.

Bugün 22 Mart Dünya Su Günü. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 23 yıl önce ilan edilen bu güne tüm dünya su krizi riskine dair yükselen alarm sesleri eşliğinde giriyor. Dünya genelinde su kaynaklarının yüzde 70’i yalnızca tarımda kullanılıyor. Bu yüzden alarm seslerini en net duyan ve bu gezegende suyun geleceğini belirleyecek olan da yine tarım.

Gıda artarken su azaldı

Son yüzyılda teknolojik gelişimler ile tarımda verim ile üretim 100 yıl önce belki tahmin edilemeyecek boyutlara ulaştı. Oysa gıdaya ulaşımda yaşanan bu görece iyileşme su konusunda mevcut değil. Son 100 yılda dünyada su tüketimi 10 kat arttı. Kişi başına düşen su miktarı ise neredeyse yarı yarıya azalmış durumda.

Doğru sulama en acil görev

Tarımsal sulamaya ayrılan suyun oranı düşünüldüğünde, evlerde yapılan bireysel su tasarrufu önemli olmakla birlikte oldukça mütevazi kalıyor. BM Tarım ve Gıda Örgütü’ne (WHO) göre, su krizine karşı en acil görev küresel çapta ve ülkeler bazına doğru sulama yönetiminin yaşama geçirilmesi.

Sulama yönetimi nedir?

Sulama yönetiminin önceliği ise “vahşi sulama” da denilen salma sulama yöntemlerinden uzaklaşılması ve her arazi için en uygun teknoloji ve programın uygulamaya geçmesi. Yeraltı sulama yöntemleri ve damla sulama gibi teknolojiler bu açıdan ön plana çıkıyor. Tasarrufun boyutlarını daha da büyüten nano-sulama ise yakın gelecek için kilit bir diğer teknoloji.

Yağmur suyundan daha çok faydalanmak gerek

Yağmur sularından daha etkili faydalanılması ise suyun geleceği için ikinci büyük görev olarak gösteriliyor. Modern ve doğal dokuya zarar vermeyen baraj projeleri özellikle çok yağmur alan coğrafyalar için önem yaşıyor.

suyun-kaderi-tarimin-ellerinde2.jpg

Türkiye öncelikli risk grubunda

Otoritelerin Türkiye’de suyun geleceğine dair tahminleri ise pek iç açıcı değil. Buna göre, Türkiye öncelikli risk grubundaki ülkelerden biri. Bugün kişi başına düşen yıllık su miktarı bin 519 metreküp olan Türkiye’de bu oranın 2030 yılında bin 120’ye düşmesi bekleniyor.

Arazilerin yalnızca yüzde 20’si sulanabiliyor

Türkiye’deki su kullanım oranları dünya geneline paralel. Ülkenin su kaynaklarının yüzde 75’i tarımı besliyor. Ancak bu su toplam arazilerin yalnızca yüzde 20’sine yetiyor. Geriye kalan çoğunlukta ise kuraklık koşullarında üretim yapılıyor. Yani bir anlamda akıntıya kürek çekiliyor.

Modern sulamanın farkı

Türkiye’de tarım arazilerinin 3’te 2’sinde halen salma sulama yöntemi geçerli. Doğru sulama yönetimi yalnızca sudan tasarruf etmeyi değil tarımsal faydayı da beraberinde getiriyor. Türkiye’nin tüm tarım arazilerinde modern sulama yöntemlerine geçildiği varsayılırsa kurak durumdaki 5,5 hektarlık araziyi daha suyla buluşturmak mümkün.

Suyun kaderi tarımın ellerinde!

Tarım varoluşunu gezegendeki tüm yaşamın kaynağı olan suya borçlu. Bugün ise neredeyse suyun kaderi tarımın ellerine geçmiş durumda. Karanlık sinyaller veren bu kaderi olumluya çevirmek için doğru sulama politikalarını ve teknolojiye olan adaptasyonu çok geç olmadan hayata geçirmek gerekiyor.


Yorumlar
    Bu yazı için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorum Yaz

Yorumunuz Gönderildi

E-Bülten

Başka yerde bulamayacağınız tarım ve kültür haberlerini düzenli olarak almak için aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazın ve gönder butonuna tıklayın; tarlasera e-bülten adresinize gelsin!

En Çok Okunanlar

tarlasera Şubat sayısı çıktı!

tarlasera Şubat sayısı çıktı!

Hassas tarımı kapağına taşıyan tarlasera bu ay okurlarına geçtiğimiz yılın panoramasını sunan Almanak 2017’yi armağan ediyor.

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG

Türkiye’nin ilk yerli traktörü HSG, 1963 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde üretildi. Ancak seri üretime geçemeyen HSG artık yalnızca müze ve fotoğraflarda yaşıyor.

İzmir’e özgü bitki keşfedilirken yok mu oldu?

İzmir’e özgü bitki keşfedilirken yok mu oldu?

Yeni keşfedilen ve dünyada sadece İzmir’de yetiştiği saptanan “Eferezenesi” bitkisinin sınırlı sayıdaki örneği, Temmuz ayında çıkan yangında yitirilmiş olabilir.

Bu harita domatesin sırrını ortaya dökecek

Bu harita domatesin sırrını ortaya dökecek

Meyvelerin olgunlaşma sürecinde gen haritasındaki değişimleri görüntüleyen Domates İfade Atlası, bitki ıslahçıları için pek çok sorunun yanıtını içinde taşıyor.

Kuraklık alarmı tarlalardan duyuluyor

Kuraklık alarmı tarlalardan duyuluyor

Kış mevsimi neredeyse yarılandı, ancak pek çok bölge adeta hala sonbaharı yaşıyor! Son yılların en kurak kışı tarımı nasıl etkileyecek?